Türk-Çin İlişkilerinde Uygur Sorunu

Tarih : 12/03/2015 13:03

Doç. Dr. Erkin EKREM

Son yıllarda Doğu Türkistan’da yaşanan siyasi, ekonomik, dini ve kültürel baskılardan dolayı, aralarında çocuk, kadın ve erkekler olmak üzere binlerce Uygur, insan tacirleri vasıtasıyla Güney Doğu Asya ve Hinduçina bölgelerine kaçmışlardır. Kaçak duruma düşmüş Uygurlar arasında cihat ve hicret nedenleri ile Çin’den kaçanlar olduğu gibi çoğunluğun içinde daha iyi bir hayata kavuşmak için bütün mal varlıklarını satarak umut yolculuğuna koyulmuş olanlar da vardır. Paralarını insan tacirlerine kaptıran bu Uygurlar, kendilerini Anadolu halkları ile akraba bildikleri ve Türkiye’den umut bekledikleri için yakalandıkları ülkelerde yapılan kimlik tespitinde kendilerini Türk olarak tanıtmışlardı. Bu Uygurların çoğunun kimliği olmadığı için bulunduğu ülkelerde işlem yapılması konusunda sıkıntılar, zorluklar yaşanmakta, bu durum BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Bürosu’nun prosedürünün tamamlanmasını da geciktirmektedir. Ayrıca Pekin Hükümeti de bu Uygurları geri alabilmek için ilgili ülkelere baskı yapmaktadır. Ankara Hükümeti, insani duygularla kaçak duruma düşen Uygurlara yardım etmek amacıyla bazı mülteci Uygurları Türkiye’ye getirip yerleştirmiştir. Ancak binlerce Uygur mülteci yerel Müslüman kuruluşların sunduğu yardımları alıyorlarsa da, iklim ve yaşam şartlarına uyum sağlayamadıkları için hastalık ve ölümlerle boğuşmaktadırlar. Mart 2014’ten beri Tayland’a kaçan 300’e yakın Uygur mülteci bu çileleri çekenlerdendir. Ankara’nın bu grup Uygurları Türkiye’ye getirebilme niyetini ilgili ülkelere duyurmasıyla birlikte Türkiye-Çin arasında diplomatik gerilim yaşanmıştır.

Ankara Yakından İlgilenmektedir.

26 Kasım 2014’te, AK Parti’nin 99. genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı için Şanlıurfa’da bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çin’den kaçak yollarla gittikleri Tayland’da gözaltında bulunan Uygur Türkleri için Dışişleri Bakanlığı’nın devreye girdiğini ifade etmişti. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Biz Tayland’da Uygur Türklerini Türkiye’ye almak istediğimizi söyledik. İstemedikleri ülkeye gönderilmemesi gerektiği hususundaki düşüncelerimizi de söyledik. ‘İnsan kaçakçılığı durumu söz konusu olduğu için bir inceleme yapıyoruz’ dediler bize. Biz de süreci yakından takip ediyoruz. Uygur Türklerinin durumu ile ilgili konuları hem New York’ta hem de Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang’la da görüşmemizde gündeme getirdik” diye konuşmuştu.1 Anlaşıldığı gibi Türkiye Eylül 2014’ten beri Tayland ve Çin makamları nezdinde resmi girişimlerde bulunmuştur.

27 Kasım 2014’te Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, “Doğu Türkistan’da idam edilen Uygurlar nedeniyle bir girişimde bulunulup bulunulmadığına” ilişkin yazılı soru önergesini yanıtlamıştı. Çavuşoğlu; Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne bağlı Kaşgar’ın Yarkent ilçesinde 28 Temmuz 2014’te meydana gelen ve 37 kişinin hayatını kaybettiği olaylarla ilgili Kaşgar Orta Halk Mahkemesi’nde 58 zanlı hakkında 13 Ekim 2014’te görülen davanın sonucunda, 12 kişinin idam, 15 kişinin 2 yıl geciktirmeli idam, 9 kişinin ömür boyu hapis, 20 kişinin 4 ile 20 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldıkları, 2 kişinin ise şartlı tahliye edildiğinin öğrenildiğini belirtmişti.

İdam cezasına çarptırılan 12 kişinin infazının gerçekleştirildiğine dair bir bilgi bulunmadığını ifade eden Çavuşoğlu, şunları kaydetmişti:

“Söz konusu karara ilişkin endişelerimiz, idam cezasına karşı tutumumuz ve söz konusu kişilerin yargı sürecinin şeffaflığına ilişkin beklentimiz Ankara’da 21 Ekim 2014’te yapılan bir görüşmede Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Cheng Guoping’e ifade edilmiştir. Bakan Yardımcısı Cheng cevaben, hassasiyetimizi anladığını, şeffaf yargılama konusundaki talebimizi üstlerine ileteceğini ve söz konusu karara ilişkin temyiz yolunun açık olduğunu belirtmiştir. Bakanlığımız Uygur soydaşlarımızla ilgili tüm gelişmeleri yakından ve büyük hassasiyetle takip etmeye devam edecektir”.2

Tayland Krallığı tarafından da kaçak durumdaki Uygurların sorunu ile ilgilenilmektedir.

Tayland Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sek Wannamethee Uygurların bu durumuna bir çözüm bulunması için tüm taraflarla görüşüldüğünü, Bakan Tanasak Patimapragorn’un meslektaşı Çavuşoğlu ile uluslararası bir forumda karşılaştığını belirtmişti.

Bu görüşmede Uygurlu mülteciler konusunun görüşülüp görüşülmediği hakkında bir bilgi verilmezken Tayland medyasında Çavuşoğlu’nun “Eğer o insanlar Çin’e geri gönderilirlerse, ölümle karşı karşıya gelebilirler” sözüne vurgu yapılmıştı. 3 Bakan Çavuşoğlu’nun endişeleri doğru olabilir, çünkü önceki yıllarda Malezya ve Kamboçya Hükümetleri tarafından Çin’e iade edilen kaçak Uygurların çoğunun akıbeti meçhuldür. Bu nedenle yurtdışı Uygur teşkilatları Türkiye’nin bu Uygurlara sahip çıkmasını istemektedir.4

Bütün bu gelişmeler Pekin Hükümeti’ni rahatsız etmişti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü HuaChunying, Reuters’e verdiği yazılı açıklamada kaçak yol ile Tayland’a sokulmuş olan Uygurları “yasadışı göçmenler” olarak tanımlamıştır. Hua Chunying’e göre, Çin vatandaşı olan kaçak göçmenler vakasının çözümü Çin ile Tayland arasındaki bir meseledir. Chunying yaptığı açıklamada şunları da dile getirmiştir: “İlgili ülkelerin bu mesele üzerindeki müdahalelerini derhal durdurmalarını istiyoruz. Ayrıca yasadışı göçmenler meselesi üzerinde söyledikleri sözlere ve yaptıklarına dikkat etmelerini, illegal mülteci aktivitelerini teşvik eden ve destekleyen herhangi bir eylemde bulunmamalarını tavsiye ediyoruz.”5

Çin basını Bakan Çavuşoğlu’nun konuşmasının iki ülke ilişkilerine zarar vereceğini belirtirken6; Türk basını bu konuya “Çin’den Türkiye’ye küstah uyarı”7, “Çin’den Türkiye’ye şok uyarı”8, “Çin’den Türkiye’ye üstü kapalı tepki”9, “Çin’den Türkiye’ye Uygur uyarısı”10  ve “Çin’den Türkiye’ye Uygur tehdidi”11 gibi başlıklarla yer vermiştir.

Tayland’a kaçak yolla sokulan Uygurların haberi Tayland basınında deklare edildikten sonra Çin Hükümeti tutumunu beyan etmişti. 17 Mart 2014’te Çin-Tayland kolluk ve güvenlik işbirliği kanalları açıktır diyen Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hong Lei, “Şu anda kişilerin kimliği hakkında soruşturma ve doğrulama yapılmaktadır, her hangi bir spekülasyon ve yorum doğru olmaz, gerçekle bağdaşmaz. Bazı ülkelerin, gerçekler henüz aydınlanmadan uygunsuz yorumlar yapması dikkatimizi çekmiştir, bunlar son derece sorumsuz davranışlardır”12. diye konuşmuştu. Burada zikredilen bazı ülkeler ABD ve Avrupa ülkeleridir.

Soruşturma sonucunda Uygurların Xinjiang’dan (Doğu Türkistan) geldiğinin tespit edilmesiyle bu insanların Tayland’dan talep edilip edilmeyeceği sorusuna, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü HongLei’nin 14 Kasım 2014’te basın toplantısında verdiği cevap ise şöyledir: “İki ülke arasında iletişim ve işbirliği devam etmektedir. Çin tarafı yasadışı göçe karşıdır, bu tür suçlar uluslararası toplumun ortak çıkarlarına da zarar vermektedir. Çin, Tayland dahil tüm uluslararası toplum ile birlikte çok önemli bir suç olan yasadışı göçe daima karşı çıkacak, ülkelerin ve bölgenin güvenliği ve istikrarının korunması için işbirliğini güçlendirecektir.”13

Çin tarafı yasadışı göçlere karşı olduğunu ve bu konuda uluslararası toplumla birlikte işbirliğini güçlendireceğini belirtmektedir, ancak söz konusu Uygurlar olunca diğer ülkelerin olaya karışmasını veya müdahale etmesini istememektedir. Özellikle Türkiye’yi istememektedir.

Türkiye’nin Suçlanması

2 Temmuz 2013’te Xinjiang Kamu Güvenlik Başkanlığı 11 terör zanlısı için tutuklama emri çıkarmıştı. İki gün sonra Çin Komünist Partisi’nin sesi olan Halk Günlüğü (Remin Ribao) gazetesi bünyesinde faaliyette bulunan Global Times (Huanqiu Shibao) gazetesi “Kim Doğu Türkistanlılara destek vermekleXinjiang’a kargaşa getirmekte? ABD, Japonya ve Türkiye şımartarak desteklemektedir” başlıklı bir yazı yayınlanmıştı. Qiu Yongzheng imzalı bu yazıda Türkiye Doğu Türkistanlıları destekleyen ülke olarak suçlanmıştı14. Söz konusu yazıya göre, Türkiye, son yıllarda Türkistanlıların “manevi lideri” ve elemanların yetişme kampı haline gelmiştir. Türkiye’de resmen tescil edilen ve faaliyet gösteren Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Göçmen Dernekleri, Doğu Türkistan Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Kadınlar Derneği ve Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği bulunmaktadır. Yazar, Türkiye’de Doğu Türkistan’a sempati duyan ve destekleyen toplumsal güçleri üç gruba ayırmaktadır: Birinci grup, aralarında ılımlı görünen dini tarikatların da bulunduğu  bazı siyasal ve dini gruplardır. Bunların Doğu Türkistancı terör örgütünü teşkil ettiği iddia edilmektedir.

İkinci grup, Çin karşıtı ve bölücü Doğu Türkistancıları destekleyen ve faaliyetlerine iştirak eden toplumsal güçlerden Pan-Türkistler. Örneğin Milliyetçi Hareket Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Türk Ocakları gibi kuruluşların radikal unsurlarının bu grupta olduğu dile getirilmektedir. Üçüncü grupta ise bazı sivil kuruluşlar yer almaktadır. Örneğin son yıllarında aktif faaliyette bulunan İHH (İnsani Yardım Vakfı) bu gruptadır.

Söz konusu yazıda, terör konusunda Çin ile Türkiye arasında istihbarat paylaşımı ve işbirliği olduğu ifade ediliyorsa da, gelişmelerin bu yönde olmadığını ileri sürülmektedir. Gazeteci Qiu Yongzheng terör işlerinden sorumlu Çin üst düzey yetkililerinin açıklamasına dayandırarak şunları aktarmaktadır: “Doğu Türkistancılara karşı Türkiye Hükümeti’nin aslında yaptığı bir şey yoktur, örneğin Çin Kamu Güvenlik Bakanlığı tarafından aranan çok sayıda Doğu Türkistancı Türkiye’de bulunmaktadır, ancak Türkiye ‘hiçbir şüpheli terör faaliyeti bulunmadığı’ gerekçesiyle onları iade etmeyi reddetmiştir. Türkiye’nin böyle yapmasının tutarlı bir tarihsel nedeni vardır, fakat Türkiye’nin bu tür tavrı er ya da geç kendilerine zarar verecektir.”

Global Times gazetesinin muhabiri Qiu Yongzheng, iki kez Kilis sınır kapısından Suriye’ye geçtiğini ve sınır kapısında yabancı savaşçıların rahatlıkla Suriye’ye geçebildiğini iddia etmektedir. Çinli gazetecinin yazdığına göre, 2012 yılından itibaren Doğu Türkistancı örgütün bazı üyeleri Türkiye üzerinden Suriye’ye gönderilip muhaliflerin yanında Suriye Hükümet kuvvetlerine karşı savaştırılmaktadır. Suriye’de savaşan Doğu Türkistancıların bazıları gizlice Çin’e dönerek terör faaliyetleri planlamış ve uygulamıştır15. Çinli gazetecinin iddiasına göre, Türkiye sahte pasaport temin ederek Doğu Türkistancıların IŞİD örgütüne katılmasına imkân sağlamaktadır16. IŞİD örgütüne katılan bazı Doğu Türkistancıların Bağdat’ın 200 km Kuzey Batısında savaştığını ve öldürülen Uygurların çöp gibi atılıp gömüldüğünü yazan Qiu Yongzheng, Irak Al-Bu Nimr aşiret birliğine bağlı Al-Bu Fahd aşiretinin reisi Şeyh Cabbar El-Fahdawi’nin cep telefonu ile çektiği fotoğraftan bunları öğrendiğini belirtmektedir17. Çinli gazeteciye göre IŞİD örgütünün yanında yer alan Uygur Tabur’u IŞİD’in kurbanlık askeri olmuş ve kaçmak isteyenler de idam edilmiştir18.

Bütün bu suçlamaya karşı Türkiye’nin Çin Büyükelçisi Ali Murat Ersoy, 12 Aralık 2014’te, Global Times gazetesi yazarının yazısına itirazını bildirmişti: “Türkiye her türlü teröre karşıdır ve uluslararası terörle mücadeleye aktif katılmaktadır. Türkiye IŞİD’i bir terör örgütü olarak tanımlamaktadır. Türkiye’nin elindeki listede IŞİD ile ilişkisi olan 7 binden fazla kişinin ismi yer almaktadır ve bu kişilerin sınırdan geçmeleri engellenmektedir. 2011 yılından bu yana Türkiye, bine yakın şüpheli yabancıyı sınır dışı etmiştir.”19 Ancak bu itirazlar Global Times muhabirini ikna edememiştir.

Çin tarafından yurtdışına kaçanların tamamının terörist olarak nitelenmesi de şüphe bırakmaktadır. Çin’den kaçan binlerce Uygur’un çoğu kadın ve çocuklardır. Bunları da terörist olarak nitelendirmesi Çin’in suçlama çabalarını zayıflatmaktadır. Türkiye açısından sorun Uygur sorunudur, yani insan hakları sorunudur... Türkiye’nin, Doğu Türkistan’a ilgisi o topraklarda gözü olduğu için değildir.

Suriye’ye gidip savaşan Uygurların da gerekçeleri farklıydı. Anadolu Ajansın muhabiri Ümit Erdoğan’ın Halep’te verdiği habere göre “Uygur Türkleri Suriye’de Esed’e karşı savaşıyor.” Türkistan İslam Partisi’ne (TİP) bağlı grupların Suriye sorumlusu İbrahim Mansur, Suriye’de savaşa iştirak etme sebeplerini şu şekilde açıklamıştı: 

“Kimse doğduğu toprakları terk edip bir savaş ortamına göç istemez ama Doğu Türkistan’daki yaşam koşulları inanın sıcak savaş şartlarından çok daha zor ve boğucu. Kendi vatanımızda ana dilimizi konuşmamız şartlara bağlıyken, camilere gidemezken, kızlarımız zorla kilometrelerce uzakta, yabancı topraklarda çalıştırılmaya zorlanırken, düşüncelerini ifade eden aydınlarımız ve siyasilerimiz işkencehanelere götürülürken bizler ailelerimizle Suriye’ye göç ettik. Buradaki kardeşlerimizle dayanışmak, kendi hayatımızı özgürce kurmak için. Aynı zamanda Esed yönetimiyle savaşırken onun baş destekçilerinden Çin ile de savaşmış oluyoruz.”20 

Terörizme Karşı İşbirliği

Çin Komünist Partisi Merkezi Siyasi Pötibörü üyesi, Merkez Siyasi ve Hukuk Komitesi Başkanı ve Ulusal Anti Terör İşleri Koordine Grubu Başkanı Meng Jianzhu, Başkan Xi Jinping’in özel temsilcisi olarak Kasım 2014’te Türkiye’yi ziyaret etti. Doğu Türkistancılara karşı Türkiye ile terörizm konusunda işbirliği ve istihbarat paylaşımı amacıyla gerçekleştirilen bu ziyarette konuk temsilci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan (o günlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu yurtdışında idi), İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu ile görüşmeler yaptı. Çin basınına göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meng Jianzhu’yukabulünde, Meng, mevcut uluslararası terörün giderek şiddetli ve karmaşık hale döndüğünü, buna karşı ülkelerin birlikte hareket etmeleri ve işbirliğini güçlendirmeleri gerektiğini ifade etmiştir. Yeni İpek Yolu’nun ikili ilişkilerin stratejik mahiyetini güçlendireceğini beyan eden Meng, Çin ile Türkiye’nin karşılıklı olarak temel çıkarlarını ve endişelerini daha fazla dikkate almalarının gerektiğini söylemiştir. Meng ayrıca, anti terörizm ve güvenlik alanında daha derin, daha sağlam ve daha verimli işbirliği yapmak, Çin-Türkiye stratejik işbirliği ilişkilerinin mahiyetini devamlı zenginleştirmek gerektiğini de sözlerine eklemiştir21.

Çin uzmanları bu görüşmeyi, Çin ile Türkiye arasında teröre karşı işbirliği kararı alınmış olarak okudular. Xinjiang Sosyal Bilimler Akademisi uzmanı Xu Jianying; Global Times gazetesinde “Doğu Türkistancılara Karşı Türkiye’nin İşbirliği Çok Önemli” başlıklı yazısında, anti terörizm konusunda Çin-Türkiye işbirliğinin Doğu Türkistancı güçlerin sınırlandırmasına yararlı olacağını ve aynı zamanda Orta Doğu’daki terör karşıtı oluşuma güçlü destek verileceği anlamına geldiğini ifade edilmektedir.

Doğu Türkistancıların kendilerine Türk demesini saçma ve komik bulan uzmana göre, Çin ile Türkiye’nin teröre karşı birlikte tavır almaları yeni bir işbirliği alanıdır. Böylece artık Doğu Türkistancılar başta olmak üzere bu gibi grupların Türkiye’den haddini aşan istekleri olamayacak, dolayısıyla yaşam alanları daha da kısıtlanmış olacaktır. Devamında da iki ülke arasında terörizme karşı daha derin, daha sağlam ve daha verimli işbirliği yapılması söz konusu olacaktır. Güvenlik alanında daha pragmatik işbirliği, terörizme karşı istihbarat paylaşımı, terörle mücadele mekanizmasının oluşturulması ve terörle mücadele faaliyetlerinin uygulanması alanlarında daha somut düzenleme ve planlamalar yapılacaktır22. Çin basınında bazı yorumcular, Çin-Türkiye terörle mücadele işbirliğinin Pan-Türkizmin yaşam alanındaki boşluğu kapattığını, Doğu Türkistancıların terörist mahiyetinin anlaşıldığını, Çin’in (Doğu Türkistancı) terörizm ile mücadelesinin uluslararası kamuoyu tarafından onaylandığını ve Doğu Türkistancıların sığınacağı bölgenin temizlendiğini böylelikle de Avrupa radikal İslam güçlerinin Doğu’ya doğru hareket etmesinin engellediğini düşünmektedirler23.

14 Ocak 2015’te, Çin’in Şanghay kentinde, sahte pasaport temin ederek Uygurların yurtdışına kaçırılması iddiasıyla 10 Türk vatandaşının tutuklandığına dair haber gündeme gelmişti. Çin tarafına göre bu olay, gizli anlaşmalı, planlı, ve Uygurların yurtdışına kaçırılmasını sağlamak için önceden tasarlanmış bir olaydır. Bu kaçakçı çetenin örgüt yapısı, kullandığı yöntem ve olaya karışan Türklerin sayısının fazla olması Çin makamlarının dikkatini çekmiştir. Global Times gazetesinin ifadesine göre, bazı Uygurlar çeşitli yöntemlerle yasadışı yollarla yurtdışına kaçmışlar ve Türkiye üzerinden Suriye ve Irak’a ulaşarak sözde “cihada” katılmışlar, aralarında bazıları Çin’e dönerek terör faaliyetleri planlamış ve uygulamışlardır24.

Çin Hükümeti bu olaya karşı sessizliğini korumaya çalışmıştır. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü HongLei’nin 14 Ocak 2015 gününde yaptığı basın toplantısında konu ile ilgili ayrıntılı bilgi vermeden sadece yasadışı göçle mücadelenin uluslararası toplumun ortak isteği olduğunu ve Çin’in de bu alanda uluslararası toplum ile sıkı işbirliği yapacağını beyan etmekle yetinmiştir25.

Ertesi gün de basın toplantısında sadece Doğu Türkistancıları suçlayan bir açıklama yapmıştır. Hong Lei yaptığı açıklamada, “Doğu Türkistan terör güçleri Çin’in güvenliği ve istikrarına zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda uluslararası toplumun güvenlik ve istikrarını da tehdit ediyor. Terörizm ile mücadele uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur, Çin tarafı olarak ilgili ülkelerle anti-terör üzerinde işbirliği yapmak ve birlikte Doğu Türkistancı terör güçlerine karşı mücadele etmek arzusundayız.”26 demiştir.

Türkiye’de Doğu Türkistancılara sempati duyan ve hatta destekleyen toplumsal güçlerin olduğunu ileri süren Xinjiang Sosyal Bilimler Akademisi uzman Turgunjan Tursun, Uygurların kaçak yollar ile yurtdışına kaçmasının tamamen Türkiye ile alakalı olduğunu belirtmektedir. Bu kaçırma işinin Türkiye Hükümetinin bazı birimleriyle alakalı olduğunu iddia eden uzman, bu sebeple Türkiye’nin Çin’deki imajının bozulduğunu ileri sürmektedir. Turgunjan Tursun, Türkiye tarafının teröristlerin kaçırılmasını organize edenleri cezalandırmasını istediğini ve Türkiye’deki Doğu Türkistancıların yaşam zeminini ortadan kaldırıp Çin’deki imajını düzetilmesini umduğunu belirtmektedir27.

Uygur meselesi ve yaşanan olaylar üzerinde Türkiye ile Çin arasında ortak görüşler bulunmamaktadır. Konu ile ilgili tanımlamalar doğru yapılmadığı takdirde işbirliği de hayli zor gözükmektedir. Uygur meselesinin uzun bir süre Türkiye-Çin ikili ilişkilerini etkileyeceği aşikârdır.

Dipnotlar

1              “Thailand requested to send detained Uighurs to Turkey”, Anadolu Agency, 26 November 2014 20:23; İlhan Toprak, “200 Uygur’u resmen istedik”, Yeni Şafak Gazetesi, 27 Kasım 2014, 23:21.

2              Esin Işık, “Uygur soydaşlarımızla ilgili gelişmeleri yakından takip ediyoruz”, Anadolu Ajansı, 27 Kasım 2014 14:01.

3              “Hem suçlu hem güçlü”, Yeni Şafak Gazetesi, 01 Aralık 2014, 23:29; Kenan Karadeniz, “Çin’den Türkiye’ye üstü kapalı tepki”, Hürriyet Gazetesi, 1 Aralık 2014.

4              Muammer Elveren, “Turkey should look after Uighur Turks in Thailand, says head of Uighurs”, Hurriyet Daily News,December 22, 2014.

5              Michael Martina, “China rebukes Turkey for offer to shelter Uighur refugees”, Reuters, November 28, 2014, 6:11am EST.

6              <土耳其欲收留偷渡东南亚的维族人 恐伤两国关系>, 《大公网》, 2014年11月28日07:53:56.

7              “Çin’den Türkiye’ye küstah uyarı”, Star Gazetesi, 1 Aralık 2014, 08:33.

8              “Çin’den Türkiye’ye şok uyarı”, Sabah Gazetesi, 1 Aralık 2014, 13:06:16

9              “Çin’den Türkiye’ye üstü kapalı tepki”, Hürriyet Gazetesi, 1 Aralık 2014.

10              “Çin’den Türkiye’ye Uygur uyarısı”, Radikal Gazetesi, 30 Kasım 2014, 13:27.

11              “Çin’den Türkiye’ye Uygur ‘tehdidi’”, Akşam Gazetesi, 1 Aralık 2014.

12              <2014年3月17日外交部发言人洪磊主持例行记者会>, 《中華人民共和國外交部網站》, 2014年3月17日.

13              <2014年11月14日外交部发言人洪磊主持例行记者会>,《中華人民共和國外交部網站》, 2014年11月14日.

14              邱永峥, <谁在帮东突祸乱新疆?美日土耳其纵容支持!>, 《环球时报》2013年07月04 日08:25:00

15              邱永峥, <「东突」分子从叙交战区潜回新疆>, 《环球时报》2013年07月01 日08:18:00.

16              邱永峥, <「东突」分子如何潜入IS: 土耳其涉嫌乱发假护照>, 《环球时报》2014年12月11 日09:15:00.

17              邱永峥, <「东突」分子在IS地位低 战死后直接填埋进垃圾坑>, 《环球时报》2014年12月17 日02:35:00 .

18              邱永峥, <「东突营」被「伊斯兰国」当炮灰 想逃离者被斩首>《环球时报》2014年12月10 日09:40:00.

19              邱永峥, <「东突」分子在IS地位低 战死后直接填埋进垃圾坑>, 《环球时报》2014年12月17 日02:35:00 .

20              Ümit Erdoğan, “Uygur Türkleri Suriye’de Esed’e karşı savaşıyor”, Anadolu Ajansı, 01 Aralık 2014 16:09.

21              郑金发、邹乐, <土耳其总统埃尔多安会见孟建柱>, 《人民日报》2014年11月20日   02 版.

22              许建英, <打击东突, 土耳其的合作很关键>, 《环球时报》, 2014年11月20日02:27:00.

23              储殷, <国际合作让中国反恐跨入新阶段>, 《中国青年报》 2014年11月20日   01 版

24              刘畅, <10名土耳其人组织新疆涉恐人员偷渡出境被批捕>, 《环球时报》2015年01月14 日01:17:00.

25              <2015年1月14日外交部发言人洪磊主持例行记者会>,《中華人民共和國外交部網站》, 2015年1月14日.

26              <2015年1月15日外交部发言人洪磊主持例行记者会>, 《中華人民共和國外交部網站》, 2015年1月15日.

27      吐尔文江•吐尔逊, <牵扯涉恐偷渡案有损土耳其形象>, 《环球时报》2015年01月15日08:36:00.

 


MAKALELER

ÇİN YÖNETİMİNİN "TERÖRIST" İDDİALARI
Yayın Tarihi: 16/09/2015 05:09
ÖKSÜZ VATAN.............
Yayın Tarihi: 01/08/2015 14:08
300 Uygur Türkü…
Yayın Tarihi: 01/08/2015 14:08

Bekleyiniz


2014 dtv Her hakkı saklıdır.