300 Uygur Türkü…

Tarih : 01/08/2015 14:08

Dr. Muhittin CANUYGUR

Son zamanlarda gündemimizde olan Tayland ve Malezya'daki Uygurların durumu her geçen gün belirsizliğini korumaya devam ediyor. Türkiye'deki Uygur diasporası ve birçok sivil toplum kuruluşlarının konuyu gündeme taşımasıyla beraber, tartışmalar da ayyuka çıkmış vaziyette. Peki, Türkiye Cumhuriyeti neden soydaşlarına sahip çıkmıyor, yoksa çıkıyor da bu durum kamuoyunda yer mi almıyor? 2 milyon Suriyeli mülteciyi bağrına basan ve her türlü ihtiyaçlarını temin eden hükümet, neden 300 Uygur Türkü'ne sahip çıkmıyor? Buna neden acaba Çin ile olan siyasi ve ekonomik işbirliği mi? Çin hükümetine göre bu insanlar teröristtir. Gerçekten bu insanlar terörist mi? Türkiye Cumhuriyeti adım atmak için neyi bekliyor?

Aslında benzer durumlar daha öncesinde de yaşanmıştı. ABD, 11 Eylül 2001 tarihinde İkiz Kulelere yapılan saldırılardan sonra küresel terörist avına çıkmış ve 7 Ekim 2001 tarihinde küresel terörizmin kaynağı olarak lanse edilen El-Kaide örgütüne ve Taliban rejimine karşı Afganistan’a askeri müdahalede bulunmuştu. Savaşın sebepleri ve başarısı tartışılsa da gerçek olan ABD; Rusya ve Çin’e karşı başarılı olmuş ve ileri karakolunu Orta Asya'ya monte etmişti. Savaş sırasında binlerce kişi hayatını kaybetmiş ve binlercesi tutuklanmıştı. Tutuklular arasında Çin’in baskıcı rejiminden kaçan ve Afganistan’a hicret eden 143 Uygur Türkü de bulunmaktaydı. Tutuklular yıllarca Guantanamo'daki askeri hapishanede tutuklu kalmıştır. Bir kaç yıl süren sorgu ve araştırmalar neticesinde bu Uygurların El-Kaide bağlantısı saptanamamış, serbest bırakılmalarına karar verilmiştir. Lakin bu insanlar serbest bırakılsalar da terörist suçlamasıyla damgalanmışlardı. Peki, bu insanlar bundan sonra nereye gideceklerdi? Memleketlerine dönemezlerdi çünkü bu insanlar teröristti(!). Türk kamuoyunda gündeme gelmeyen bu olay sonrasında bu insanlara sığınabilecekleri ülke aranmış ve uzun uğraşlar sonucu Slovakya, Jamaika ve Arnavutluk bu insanları kabul etmişti.

ABD'nin küresel terörizm tezinden sonra Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan'da yaptıklarını meşru bir zemine oturtabilmek gayesiyle harekete geçmiş, bir nevi kendisine gün doğmuş olacak ki, bütün Uygurları potansiyel terörist ilan etmiştir. Bununla da yetinmeyen Komünist Çin idaresi, Uygur avına başlamıştır. Çin, özellikle yakın siyasi ve ekonomik işbirliği kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü üye ülkeleriyle (Çin, Kazakistan, Kırgızistan,  Özbekistan, Tacikistan) yapılan şüpheli ve suçlu iadesi anlaşmaları ile Komünist rejimin potansiyel tehlikesi olarak görülen, Doğu Türkistan'a komşu ülkelere hicret eden birçok Uygurun, terörist kisvesi altında iadesini istemiştir. Resmi rakamlara göre 2001-2014 yılları arasında Çin’e iade edilen Uygur sayısı 50 civarındadır. Bu resmi makamların açıkladığı sayıdır, gizli olarak teslim edilen Uygur sayısının çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Maalesef iade edilenlerin çoğu idam edilmiştir.

Çin Halk Cumhuriyeti özellikle 11 Eylül sonrasında dünya devletlerinin "Teröre Karşı birlikte Mücadele" kararı ile Doğu Türkistan'da baskıcı ve keyfi uygulamalarını meşru hale getirerek bir nevi katliama başlamıştır. Doğu Türkistan halkı bu baskıcı tutum karşısında büyük-küçük birçok protesto gösterisine girişmiştir. Çin hükümeti ise her zaman olduğu gibi dünya kamuoyundan gizlediği bu demokratik hareketleri kanlı bir şekilde bastırmıştır. Binlerce Uygur Türkü tutuklanmış, meydanlarda kurulan sözde halk mahkemeleri tarafından idamlarına karar verilerek infaz edilmiştir.

Son olarak 5 Temmuz 2009 tarihinde cereyan eden ve tarihe "5 Temmuz Urumçi olayları" olarak geçen 26 Haziran 2009’da Çin’in Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında 2 Uygur’un öldürülmesini protesto etmek isteyen Uygur halkı,  komünist rejimin kanlı müdahalesiyle karşı karşıya kalmıştır ve olay isyana dönüşmüştür. Olaylar sonrasında Çin resmi makamları; 184 ölü, 1680 yaralı ve 1434 tutuklanan kişi açıklamalarına karşın Dünya Uygur Kurultayı “içerden edindiğimiz bilgilere göre sadece hayatını kaybedenlerin sayısı 1.000'den ve tutuklananların 10.000'den fazladır” açıklamasını yapmıştır. Nitekim Çinli bazı uzmanlar olayların 1989 yılında meydana gelen “Tiananmen Katliamı”ndan sonra Çin’de görülen en büyük çatışmanın olduğu, olayların bu denli büyümesinin Çin’in 1949’dan bu yana Uygurlara uyguladığı kötü muamele ve asimilasyon politikasından kaynaklandığını ifade etmişlerdir.

“5 Temmuz Urumçi Olayları” sonrasında Çin Komünist yönetimi Doğu Türkistan’a olan baskıcı rejimini daha da arttırmıştır. Çin'in bu baskıcı rejimi karşısında naçar kalan Uygur Türkleri ise çareyi hicret etmekte bulmuştur. Bu süreç hala devam etmekte ve fırsatını bulan her Uygur komşu ülkelere legal-illegal yollarla hicret etmektedir. Doğu Türkistan’ın batısında yer alan yakın komşuları Şanghay İşbirliği Örgütü Üye ülkelerin düşmanca ve her fırsatta yakaladığı Uygurları ayrım gözetmeksizin Çin Komünist rejimine iadesi karşısında hicret güzergâhını değiştirmek zorunda kalmışlardır. Yeni güzergâh olarak Çin’in güneydoğusunda bulunan Yunnan bölgesinden kara yoluyla Vietnam, Myanmar, Tayland ve Malezya’ya geçişleri başlamıştır. Tahmini olarak son bir yılda bu güzergâh üzerinden aileler dâhil olmak üzere yaklaşık 3.000, 2009 yılından bu yana 10.000'den fazla kişinin geçtiği ifade edilmektedir.

Uygur Trükleri’nin Doğu Türkistan’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan, görünümü, kültürü, dili farklı olan, tamamıyla Çinlilerin yaşadığı Yunnan bölgesinden fark edilmeden kalabalık gruplar halinde kaçabilmeleri çok iyi analiz edilmesi gereken bir husustur. Analiz edilmesi gereken diğer bir hususta Çin Hükümeti’nin son zamanlarda yüksek sesle dile getirmeye başladığı hicret eden Uygur Türklerini dünyadaki radikal İslam grupları ile ilişkilendirerek bütün dünyaya Uygurları terörist olarak göstermek çabasıdır. Çin’in Global Times gazetesi geçen yıl Aralık ayında, Iraklı yetkililere dayanarak 300 kadar ayrılıkçı Uygur’un savaşçı olarak İŞİD saflarına katıldığını duyurmuştur. Geçen yıl Mart ayında tüm dünyaya Çin’in 11 Eylüllü olarak lanse ettiği Yunnan bölgesinin Kunming şehri tren istasyonunda meydana gelen bıçaklı, palalı saldırı sonucu, 30 kişi hayatını kaybetmiş, 151 kişi yaralanmıştı. Vurularak öldürülen 6’sı erkek, 2’si kadın olan saldırganların ayrılıkçı radikal İslamcı Uygur olduğu açıklanmıştır.

Tayland'da yakalanan Uygur Türklerinin hikâyesi tam da böyledir. Komünist Çin rejimin özellikle 2009 yılından sonra arttırdığı baskıcı siyasetten kaçarak şaşırtıcı şekilde Çin’in hiçbir bölgesinde yakalanmadan Tayland’da kadar gidebilen ve burada yakalanan yaşlı- genç, kadın ve çocukların bulunduğu tam 300 Uygur Türkü. Bu insanların TERÖRİST olmadığını sağır sultan dahi bilmektedir. Bu insanlar yaklaşık olarak bir yıldır Tayland toplama kamplarında çok kötü şartlarda tutulmaktadır. Sürecin bu kadar uzamasının nedeni bu insanların Tayland makamlarına kendilerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu söylemeleridir veya söyletilmeleridir. Uygur Türk’ü olduklarını söylemiş olsalardı çoktan Çin’e iadeleri gerçekleşmişti. Bu insanlar kurtuluşlarını Türk Dünyasında lider konumda olan, akrabası,  dindaşı Türkiye Cumhuriyeti’nde görmekte ve bütün inancıyla beklemektedir. Zaman daralmakta, Tayland hükümeti çoktan Çin ile temasa geçmiş bu insanların kimlik tespit çalışmalarını başlatmış vaziyettedir.

Son bilgi olarak belirtmekte fayda vardır. Çin Komünist Parti hükümetinde antiterör faaliyetlerinden sorumlu Meng Jianzhu, 2014 Kasım ayında sessiz sedasız Türkiye’ye kalabalık bir heyetle ziyarette bulundu ve bir dizi üst düzey temaslarda bulundu. Bu ziyaret Çin’in antiterör konusunda yapılan en kapsamlı ve en üst düzey ziyaretidir.

Sonuçları ne olursa olsun bu insanlar kendi kaderlerine terk edilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti ivedilikle gerekli adımları atmalıdır. Akraba ve dindaşlarını daha fazla dünya siyasetine malzeme yapmadan, ekonomik çıkarlara ve kirli ilişkilere peşkeş çekmeden kararlı siyasi bir iradeyle meseleyi halletmelidir. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir ve Uygur Türklerine, akraba ve dindaşlarına sahip çıkacağına herkes inanmaktadır. Zira iade edilmeleri durumunda bu insanlar için çoktan idam sehpalarının hazırlandığını herkes bilmektedir. Bunların vebalı hepimizin üzerindedir.   


MAKALELER

ÇİN YÖNETİMİNİN "TERÖRIST" İDDİALARI
Yayın Tarihi: 16/09/2015 05:09
ÖKSÜZ VATAN.............
Yayın Tarihi: 01/08/2015 14:08
300 Uygur Türkü…
Yayın Tarihi: 01/08/2015 14:08

Bekleyiniz


2014 dtv Her hakkı saklıdır.